Dünya Ekonomik Forumu, 23 Ocak 2009 günü başladı. Foruma en büyük damgasını vuran olayda 29 Ocak'taki Gazze konulu panelde Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı
Şimon Peres arasında geçen tartışma oldu. Araya birde moderatör
David Ignatius'un "yemek" krizi girince olanlar oldu ve ortam temelli gerildi.
Panele ayrıca BM Genel Sekreteri
Ban Ki Moon ve Arap Birliği Genel Sekreteri
Amr Musa katıldı. İlk olarak Banki Moon konuştu, daha sonra Erdoğan ve Musa konuşmalarını yaptı. Peres Erdoğan'ın "detaylara" giren yorumuna en çok odaklanmış olacak ki sinirlerine hakim olamayıp yüksek ses tonu ile Erdoğan'ı hedef alan konuşmasına başladı. Erdoğan'ı en çok sinirlendiren sözü
"İstanbul üzerine roketler düşüyor olsaydı siz de aynı şeyi yapardınız!" cümlesi oldu. Bunun üzerine moderatörden cevap için süre talep etti ve moderatör
"toplantıyı bitirip yemeye gitme" bahanesi ile kısa bir süre verdi. Başbakan Erdoğan sinirlerine hakim olamayıp, genlerinden gelen Kasımpaşalı edasıyla
"Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor! Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak. Bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz!" diye söyleyince kriz tavan yaptı. Moderatörün konuşmayı kısa tutturup, kesmeye çalışması üzerine
"Bir daha Davos'a gelmem!" diyerek salonu terketti.
En dikkatimi çeken olay ise Arap Birliği genel sekreterinin, Erdoğan'ın kürsüden inmek üzere olduğu anda ona sarılıp tebrik etmesi ve alkışlayarak uğurlaması oldu. İşte olay burada bitmiştir. Demek ki Arapların diyemediklerine tercüman olmuş, sesi ancak Batılı güçlerin isteklerine göre çıkan Araplar
"bir İslam ülkeleri liderini" bulmuştu. Şuana kadar Veneuzela Devlet Başkanı Hugo Chavez ve İran Cumhurbaşkanı Madmud Ahmedinejad'ın bir İsrail liderinin karşısında söyleyemediklerini söylemişdi. Belki de bu zaman kadar Bir Müslüman ülkenin lideri ilk kez Dünya'nın gözü önünde böyle bir çıkışta bulundu.
İki liderin dış görünüşleri üzerinden yorumlar isek; Başbakan Erdoğan'ın ayak ayak üstüne, kendine özgüveni tam, konuşmasında herhangi bir şaşma olmayan bir lider görüntüsü vardı. Cumhurbaşkanı Peres'e bakar ise
Bülent Ecevit'ten hiç bir farkı yoktu. Koltuğun içine kadar girmiş bir şekilde Erdoğan'ın
"sert ve yumuşak" açıklamasını dinlemek ile yetindi. BM Genel Sekreteri'ninde ondan bir farkı yoktu. Olayları dinlemek ile yetindi ve sustu. Ama bir davranışı vardı ki herşeyi açıklıyordu. Arap Birliği Genel Sekreteri, Başbakan Erdoğan'ı alkışlar iken Ban Ki Moon bir el hareketi ile Musa'ya
"otur!" işareti yaptı. Güvenlik Konseyi'ni yöneten 5 ülkenin sözcülüğünü yaptığı burada net bir şekilde ortaya çıkıyordu.
Başbakan Erdoğan'ın diplomatik bir üslupla konuşması belki daha iyi olurdu. Bu davranışın bize dış politikada önemli kayıplar vereceği ortada. Ermeni Soykırımı, Avrupa Birliği, Yahudi karşıtlığı, Ekonomik sorunlar bunlar sadece başlıca üzerime daha ağır bir şekilde düşecek kavramlar oalcaktır. Fakat 1996 yılında Milli Görüş'ün babası
Necmettin Erbakan'ın Kaddafi'ye karşı davranışlarını hesaba katınca Erdoğan'ın en doğruyu yaptığı ortaya çıkmaktadır. Eğer Başbakan Erdoğan orada sussa idi o zaman malum "tarafsız" medyamız niye konuşmadı sustu diye üzerine gidecekti.
Başbakan'ın şu zaman kadar birçok yanlış uygulaması veya davranışı olmuştur. Burada ise Türk Başbakan'ına yakışan bir tavırla davranmıştır. Büzülüp susmak yerine sert konuşmaya daha sert bir yanıt vermiş ve gereken bir davranış ile salondan çekip gitmiştir.
Darısı muhalefet yapmayı bilmeyenlere...
Murat "Berk" Şahin
2 Şubat 2009 10:54
Bir garip yazar..
Devamını okuyun...>>
Read more...