Melih Gökçek - Hilmi Güler telefon görüşmesi (video)

09 Eylül 2009 Çarşamba



Melih Gökçek, eski  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler ile Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin doğalgaz borçlarının silinmesi konusunda pazarlık yapıyor. Bunun gerçekleşen yerel seçimlerin öncesinde "Temiz Belediye, Borçsuz Belediye" sloganıyla oy avcılığında kullanılacağını açıkça söylüyor.


Türkiye'de dönen dolaplar yukarıda yaratılan aristokrat kesime değil,  3-5 kuruş ile geçinmeye çalışan emekçi memura, işçiye dokunuyor... Böylesi cennet (!) bir skandallar sistemini  oluşturan bizi yönetenlere çok teşekkür ediyoruz. Durmak yok, yola devam!


Devamını okuyun...>> Read more...

İstanbul'un başkanı : Kemal Kılıçdaroğlu mu? Kadir Topbaş mı?

04 Şubat 2009 Çarşamba


29 Mart tarihi yavaş yavaş yaklaşırken, partiler birer birer adaylarını açıklamaya başladılar. En çekişmeli olarak geçecek yerlerden biri ise tabiki İstanbul ili olacak gibi gözükmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi aday olarak Dengir Mir Mehmet Fırat, Şaban Dişli, Melih Gökçek ve Kadir Tobaş'ın baş belalısı İstanbul milletvekili Kemal Kıldaroğlu'nu gösterdi. Adalet ve Kalkınma Partisi ise eski Beyoğlu şimdi ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığı yapmakta olan Kadir Topbaş'ı yeniden aday gösterdi.

AKP'nin Kadir Topbaş'ı yeniden aday göstermesindeki en büyük etken İstanbul'un ulaşım sorunu ile ilgili büyük adımlar atması ve AKP'nin kalıplaşmış seçmeni tarafından beğenilmesi gösterilebilir. Fakat söylemleri ve halka sıcaklığı bakımından birşey söylemek imkansız.Bu tavrından dolayı İstanbul halkının gönlünü kazanmış değil, seçimleri kazanırsada AKP'nin adayı olması bunu tetikleyecektir.

CHP'nin adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu ise "yolsuzluk ve sömürenlerin" iç yüzünü çıkarması, aday gösterilmesinde büyük bir etken oldu. Şaban Dişli'yi hakkındaki iddialar yüzünden istifa ettirmiş, Melih Gökçek karşısında da televizyon ekranlarında büyük bir galibiyet almış olması onu Türkiye'nin en tanıdık ve bilinir siyasi kişisi yaptı. Tavırlarından ve mizaçından dolayı her konuşmasını alttan almaya çalışması, her tartışmada onun üstün olmasını biraz daha sağladı. Hayran kitlesinide bu şekilde oluşturdu demek doğru olur gibime geliyor.

Seçmenimiz her seçimde olduğu gibi adaylar yerine partinin ideolojisine bakmaya çalışacağından yine Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul'u kazanak gibi gözükmekte. Oylar başa baş gideceğini tahmin ediyorum ama yinede ne olursa olsun AKP kazanacak demek %95 gerçek bir açıklama olur.

Murat "Berk" Şahin
5 Şubat 2009 00:21


Devamını okuyun...>> Read more...

Sefa Sirmen'in Kuran Kursu Açılımı (video)

"Belediye başkanı seçilirsem, her mahallede açılacak mahalle evlerinde Kur'an kursu verilecek.." Bu vaad, CHP'nin Kocaeli adayı Sefa Sirmen'den geldi. Sirmen, açıklamasının CHP'nin çarşaf açılımı ekseninde yorumlanmasına karşı. Sirmen, "CHP'nin dine karşı bir parti gibi tanıttılar, aslında böye birşey yok" dedi. Bu haberi yorumsuz bir şekilde veriyorum.


Devamını okuyun...>> Read more...

Davos 2009 Krizi : Recep Tayyip Erdoğan - Şimon Peres Tartışması (Video - Analiz)

02 Şubat 2009 Pazartesi

Dünya Ekonomik Forumu, 23 Ocak 2009 günü başladı. Foruma en büyük damgasını vuran olayda 29 Ocak'taki Gazze konulu panelde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında geçen tartışma oldu. Araya birde moderatör David Ignatius'un "yemek" krizi girince olanlar oldu ve ortam temelli gerildi.

Panele ayrıca BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa katıldı. İlk olarak Banki Moon konuştu, daha sonra Erdoğan ve Musa konuşmalarını yaptı. Peres Erdoğan'ın "detaylara" giren yorumuna en çok odaklanmış olacak ki sinirlerine hakim olamayıp yüksek ses tonu ile Erdoğan'ı hedef  alan konuşmasına başladı. Erdoğan'ı en çok sinirlendiren sözü "İstanbul üzerine roketler düşüyor olsaydı siz de aynı şeyi yapardınız!" cümlesi oldu. Bunun üzerine moderatörden cevap için süre talep etti ve moderatör "toplantıyı bitirip yemeye gitme" bahanesi ile kısa bir süre verdi. Başbakan Erdoğan sinirlerine hakim olamayıp, genlerinden gelen Kasımpaşalı edasıyla "Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor! Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak. Bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz!" diye söyleyince kriz tavan yaptı. Moderatörün konuşmayı kısa tutturup, kesmeye çalışması üzerine "Bir daha Davos'a gelmem!" diyerek salonu terketti.

En dikkatimi çeken olay ise Arap Birliği genel sekreterinin, Erdoğan'ın kürsüden inmek üzere olduğu anda ona sarılıp tebrik etmesi ve alkışlayarak uğurlaması oldu. İşte olay burada bitmiştir. Demek ki Arapların diyemediklerine tercüman olmuş, sesi ancak Batılı güçlerin isteklerine göre çıkan Araplar "bir İslam ülkeleri liderini" bulmuştu. Şuana kadar Veneuzela Devlet Başkanı Hugo Chavez ve İran Cumhurbaşkanı Madmud Ahmedinejad'ın bir İsrail liderinin karşısında söyleyemediklerini söylemişdi. Belki de bu zaman kadar Bir Müslüman ülkenin lideri ilk kez Dünya'nın gözü önünde böyle bir çıkışta bulundu.

İki liderin dış görünüşleri üzerinden yorumlar isek; Başbakan Erdoğan'ın ayak ayak üstüne, kendine özgüveni tam, konuşmasında herhangi bir şaşma olmayan bir lider görüntüsü vardı. Cumhurbaşkanı Peres'e bakar ise Bülent Ecevit'ten hiç bir farkı yoktu. Koltuğun içine kadar girmiş bir şekilde Erdoğan'ın "sert ve yumuşak" açıklamasını dinlemek ile yetindi. BM Genel Sekreteri'ninde ondan bir farkı yoktu. Olayları dinlemek ile yetindi ve sustu. Ama bir davranışı vardı ki herşeyi açıklıyordu. Arap Birliği Genel Sekreteri, Başbakan Erdoğan'ı alkışlar iken Ban Ki Moon bir el hareketi ile Musa'ya "otur!" işareti yaptı. Güvenlik Konseyi'ni yöneten 5 ülkenin sözcülüğünü yaptığı burada net bir şekilde ortaya çıkıyordu.

 
Başbakan Erdoğan'ın diplomatik bir üslupla konuşması belki daha iyi olurdu. Bu davranışın bize dış politikada önemli kayıplar vereceği ortada. Ermeni Soykırımı, Avrupa Birliği, Yahudi karşıtlığı, Ekonomik sorunlar bunlar sadece başlıca üzerime daha ağır bir şekilde düşecek kavramlar oalcaktır. Fakat 1996 yılında Milli Görüş'ün babası Necmettin Erbakan'ın Kaddafi'ye karşı davranışlarını hesaba katınca Erdoğan'ın en doğruyu yaptığı ortaya çıkmaktadır. Eğer Başbakan Erdoğan orada sussa idi o zaman malum "tarafsız" medyamız niye konuşmadı sustu diye üzerine gidecekti.


Başbakan'ın şu zaman kadar birçok yanlış uygulaması veya davranışı olmuştur. Burada ise Türk Başbakan'ına yakışan bir tavırla davranmıştır. Büzülüp susmak yerine sert konuşmaya daha sert bir yanıt vermiş ve gereken bir davranış ile salondan çekip gitmiştir.

Darısı muhalefet yapmayı bilmeyenlere...
Murat "Berk" Şahin
2 Şubat 2009 10:54
Bir garip yazar..


Devamını okuyun...>> Read more...

Türk Kızılayı





İHH



Murat Blog

  © Blogger Templates Columnus by Ourblogtemplates.com 2008

Yukarı ÇIK